SALYANGOZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

2007-05-15 12:04:00

YÜKSEK LİSANS SEMİNERİMDEN ALINTIDIR

(H.Bayam GÖKHAN)

 

link: http://groups.google.com/group/firatsuurunlerimezunlari/web/salyangoz-yetitiricilii?hl=tr

1.GİRİŞ

 

Dünya nüfusunun hızla arttığı göz önüne alındığında gelecekte  insanlığın açlık sorunuyla karşı karşıya kalacağı kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanlarda damak tadı, bölgesel olarak değişmekle  beraber, insanlar yeni  tatlar aramaktadırlar. Son yıllarda yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre yetişkin bir insan için gerekli olan günlük enerji ihtiyacı 2000- 2500 kaloridir. Bu enerjinin  % 22’si  proteinlerden karşılanmaktadır. Dengeli bir beslenme için günlük alınması gereken protein miktarının % 35’i hayvansal kaynaklı protein olmalıdır. Gelişmiş ülkeler, bir yandan dengeli beslenme için mevcut hayvansal protein kaynaklarından daha verimli bir şekilde yararlanmaya çalışmakta, diğer  yandan da yeni kaynaklar elde etmeye ve bunları en verimli şekilde işletmeye uğraşmaktadır. Fransa ve Macaristan gibi ülkelerde salyangoz yetiştiriciliği yapılmakta ve  bu konuda çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Ülkemizde salyangozlar üzerine birkaç çalışma olmasına rağmen yetiştiriciliği üzerine herhangi bir çalışmaya rastlanılmamaktadır. Ülkemizdeki salyangozlar, özellikle Karadeniz Bölgesinde toplanarak fabrikalarda işlenmekte ve yurt dışına ihraç edilmektedir. Fakat işletme düzeyinde salyangoz yetiştiriciliği henüz gerçekleştirilememiştir.

             Ülkemizin kalkınması açısından su ürünleri yetiştiriciliğine ve özellikle de ticari değeri yüksek olan salyangoz ve yetiştiriciliğine gereken önem verilmeli ve bu konuda gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

             Bu seminerin hazırlanmasında, salyangoz hakkındaki mevcut bilgilerin bir araya getirilmesi ve salyangoz yetiştiriciliğinin öneminin ortaya konulması ile bu konuda çalışacaklara ışık tutması amaçlanmıştır.

 

2. SALYANGOZLARIN SİSTEMATİKTEKİ YERİ

 

Salyangozların sistematiği farklı bilim adamlarına göre çeşitli şekillerde yapılmıştır. Demirsoy (1998)’ a göre salyangozlar aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.

 

Alem: Animalia

 Altalem: Metazoa

    Şube: Mollusca

     Alt şube: Conchifera

         Sınıf: Gastropoda

           Altsınıf: Prosobranchia             

           Altsınıf: Opisthobranchia

           Altsınıf: Pulmonata

       Takım: Basommatophora

               Takım:  Stylommatophora 

                   Familya. Helicidae

                                    Tür. Helix aspersa,

                                    Tür. Helix dickhauti,

                                     Tür. Helix escherichi,

                                     Tür. Helix lucorum,

                                     Tür. Helix buchii

                                     Tür. Helix pomatia,

                                     Tür. Achatina fulica,

                                     Tür. Helix lactea,

                                     Tür. Helix hortensis,

                                     Tür. Helix nemoralis,

                                     Tür. Archelix punctata,

                                     Tür. Helix aperta,

                                     Tür. Helix adanensis

               

3. YENİLEBİLEN SALYANGOZ TÜRLERİ

 

Yenilebilen kara salyangozları  büyüklük olarak çok değişken olup, 1 mm‘den 312 mm’ ye kadar değişebilir. Helix aspersa ve Helix pomatia en sevilen salyangozlardan olup Escargot olarak isimlendirilmektedir. Bir dev Afrika Salyangozu olan Achatina fulica çok büyük olduğundan (326 mm) dilimlenmiş ve konserve edilmiş halde tüketicilere sunulur (Anonim, 2003 a).

Helix aspersa (Şekil 3. 1)  “Küçük gri salyangoz” olarak da bilinir. Bir olgun anacın kabuğunda 4-5 kıvrım bulunur ve 30-45 mm büyüklüğündedir. Akdenizde, İspanya ile Fransa’nın kıyılarında ve birçok İngiliz adasında doğal olarak bulunur. Bu türler ağaçların çok olduğu alanlarda bulunur ve kondisyonları çoğu salyangozdan daha iyidir. Farklı iklimlere çok iyi uyum sağlamışlardır. Bu adaptasyon Helix aspersa’nın sayısını arttırmış, aynı zamanda Helix aspersa’nın yetiştiriciliğinin yapılmasını kolaylaştırmıştır ve risk faktörlerini azaltmıştır (Anonim, 2003 b).

 

                                     

 

Şekil 3.1. Helix aspersa’ nın görünümü (Anonim, 2003 c).

 

Helix pomatia (Şekil 3. 2), kabuk ölçüleri 45 mm kadardır. “Roman  salyangozu”, “ Elma salyangozu”, “Burgonya salyangozu” gibi isimlerle tanınmış bir salyangoz  türüdür. Avrupa’nın büyük  bir bölümünde ağaçların sık bulunduğu 2000 metre yükseklikteki dağlarda, derelerde, üzüm bağlarında ve bahçelerde doğal olarak yaşamaktadır. Avrupa kara salyangozlarının en büyüğüdür. Yaz sonunda toprakta 7 –8 cm derinliğe 6 mm büyüklüğünde 60 – 80 yumurta bırakır. Bu yumurtalardan bir ay sonra yavrular çıkar. Eti özellikle Fransa’da aranan türdür. Birçok ülkede doğadan toplanması sınırlanmış ya da yasaklanmıştır. Tesislerde bugüne kadar büyük miktarlarda üretimler gerçekleştirilememiştir (Demirsoy, 1998; Anonim, 2003 b).

 

                       

 

Şekil 3.2. Helix pomatia’ nın  görünümü (Anonim, 2003 c).

 

Otala lactea, bu tür “bağ salyangozu”, “süt salyangozu”, “İspanyol salyangozu” olarak da adlandırılır. Kabuk beyaz renklidir ve üzerinde kırmızımsı kahverengi renginde spiral bir bant taşır. Kabuk çapı 26-35 mm kadardır. Çoğu kişi bu salyangoz türünün etinin Helix aspersa’ dan daha lezzetli olduğunu düşünür.

Helix nemoralis,  “orman salyangozu”olarak bilinir. Kabuk çapı  25 mm kadardır. Avrupa’nın merkezinde ve Amerika’nın çoğu bölgelerinde bulunur. Çoğunlukla bitkilerle beslenir. Ölü  bitkisel maddeleri, ısırgan otu, düğün çiçeği, ölü salyangozlar ve ölü kurtçukları yerler.

Helix hortensis, “bahçe salyangozu” olarak isimlendirilir. Kabuk uzunluğu 20 mm kadardır. Kabuk üzerinde farklı siyah bir leke bulunur. Ağaçlı yerlerde ve nehir kenarında yaşar.Genellikle Avrupa’da bulunmaktadır.

Otala punctata, Archelix punctata olarak da isimlendirilir. Kabuk ölçüleri 35 mm kadardır.

Otala  vermiculata Helix vermiculata olarak isimlendirilir. Akdeniz şehirlerinde bulunur. Kabuk 25 mm uzunluğundadır.

Helix adanensis, Türkiye’de bulunmakla beraber hakkında fazla bir bilgi yoktur.

İberus alonensis. Bu salyangozun kabuğu 30 mm çapındadır.

Helix aperta, kabuk çapı  25 mm kadardır. “oyuk salyangozu” olarak da isimlendirilir. Çok sevilen ve aranılan bir salyangoz türüdür. Fransa, İtalya ve Akdeniz ülkelerinde doğal olarak bulunmaktadır.

Helix lucorum, (Şekil 3. 3), “Türk salyangozu” olarak adlandırılır. Kabuk uzunluğu 25 mm kadardır. Türkiye’nin her tarafına dağılmış olmakla beraber, en çok Karadeniz bölgesinde görülür (Demirsoy, 1998; Anonim, 2003 a).

 

 

Şekil 3.3. Helix lucorum’ un  görünümü (Anonim, 2003 c).

 

 

Theba pisana (Şekil 3. 4), Bu salyangoz ciddi bahçe zararlısıdır ve “beyaz salyangoz” olarak isimlendirilir. 20 mm kabuk ölçüsüne sahiptir. Genellikle deniz yakınlarındaki açık ve kuru alanlarda yaşarlar. Sicilya’da doğal olarak bulunur. Avrupa’nın  çeşitli şehirlerinde   özellikle İngiltere çevresinde yayılmıştır. (Anonim, 2003 a).

 

 

                                   

 

Şekil 3.4. Theba pisana’nın görünümü (Anonim, 2003 c).

 

Achatina fulica (Şekil 3. 5), Afrika’nın dev salyangozlarından biridir. 326 mm’ye kadar büyüyebilirler. Doğu Afrika’da Sahra’nın güneyinde bulunur. Yenilebilen büyük bir salyangoz türü olduğu için salyangoz parçalara ayrılarak  pazarlanır (Anonim, 2003 a).

                           

 

 

Şekil 3.5.  Achatina fulica’ nın görünümü (Anonim, 2003 c)

   

 

 

 

4. SALYANGOZLARIN MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

 

Salyangozlar simetrik olmayan, genellikle konik bir merkez etrafında dolanan veya kolon halindeki tek kabuklu yumuşakçalardır (Şekil 4. 1). Gözler iyi gelişmiş olup tentaküllerin diplerindeki kabartıların (Basommatophora) uçlarında ya da daha geriden çıkan özel tentaküllerin uçlarında (Stylommatophora) yer alır. Sahil salyangozlarından olan Oncidium’da baştaki gözlerden başka sırt yüzeyine dağılmış halde manto gözleri de bulunur (Mimioğlu, 1968; Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998; İnan, 2000; Anonim, 2003 d).

Ayak uzun ve ventral yüzeyi düz bir taban halindedir. Tipik salyangoz ayağında bir orta kısım (mesopodium), bir ön  kısım (propodium) ve bir de arka kısım (metapodium) bulunur. Salyangoz ayak üzerinde kas dalgalanmalarıyla hareket eder. Ayağın ön kısmının yakınında bulunan bir salgı bezi sümüksü bir salgı salgılar. Bu sıvı salyangozun yolunu yağlayarak hareketini kolaylaştırır. Bazılarında ayağın yanlarında bir çift lateral çıkıntı (parapodium) bulunur. Kazıcı formlarda parapodium kısmı kazmaya elverişli bir organ şeklini almıştır. Sularda pelajik yaşayan türlerde parapodium’lar büyük ve kanat şeklinde olur (Çağlar, 1973; Barnes, 1974; Demirsoy, 1998; Anonim, 2003 e).

 

 

Şekil  4.1. : Salyangozların genel şekli. 1. Göz tentakülleri, 2. Ön tentaküller, 3. Genital delik,

4  Solunum deliği, 5. Anüs, (Çağlar, 1973)

 

İç organlar, genital organlarla hepatopankreas’ın fazla büyümesi yüzünden çok fazla alan kaplar. Ayak bölgesindeki kaslar aşağıya doğru büyümeye engel olduklarından, iç organlar bir kambur gibi sırt tarafa doğru yükselmek zorunda kalmıştır. Bu nedenle meydana gelen dorsal kitle basık bir kambur şeklinde kalmayarak spiral şeklinde kıvrılır. Yaş ile birlikte bu kıvrımlar artar (Çağlar, 1973).

Salyangozların hepsi genç safhalarında bilateral simetrilidir. Sonradan vücudun her iki yanının eşit büyümemesi nedeniyle bilateral simetri bozulur. Salyangozun özellikle sol tarafı fazla büyür, sağ taraf çok uzar veya hiç uzamaz. Bu sebeple iç organlar ayağın üzerinde ve dikey eksen etrafında 180obir dönme yapar. Gelişme sırasında meydana gelen bu olaya torsiyon denir (Şekil 4. 2)  (Russel ve Hunter, 1968; Çağlar, 1973; Purchon, 1977).

 

      

 

Şekil  4.2.  Salyangozlarda torsiyon olayının meydana gelişi (Russell ve Hunter, 1968)

 

4. 1. Salyangozların Kabuk Yapısı

 

Salyangoz kabuklarında ilk kıvrımın olduğu yere “Apex”, son kıvrımın oluşturduğuı açıklığa ”Kabuk ağzı”, kabuk ağzının kenarlarına da “Dudak (peristom)” adı verilir. Birçok prosobranchia türlerinde kabuğun alt kenarı ileriye doğru uzayarak bir sifon oluşturur. Sifonlu formlarda, peristom da bir oluk şeklinde uzayarak sifonun etrafını sarar. Spiral kabukların çoğu sağa dönüktür. Bazılarında kabuğun son kısmı çok fazla büyür ve salyangozu tüm olarak kaplar. Spiral kıvrımların iç çeperleri ya tepe ile kabuk ağzından geçen eksen üzerinde birbirine dayanırlar ve bu suretle ortada iğ şeklinde bir “Columella” meydana gelir ya da eksen üzerinde böyle bir dayanma  olmaz ve bu yüzden eksen boyunca uzanan bir boşluk oluşur. Bu boşluğun dışarı açıldığı yere “Göbek (Umbo)” denir. Kolumellaya vücudu geri çeken büyük bir kas bağlıdır. Bu kasa “kolumella kası” denir. Ayağın sırt tarafında çıkan bu kas son kabuk kıvrımının başlangıcında kolumella’ya bağlanmıştır. Salyangozların çoğu kabuk kası sayesinde vücudunun tamamını içeriye çekebilir. Bazı salyangozlar vücudunu içeri çektikten sonra   kabuğun ağzını ayağın metapodium kısmı üzerinde bulunan bir operkulum sayesinde kapatırlar. Operkulum keratin benzeri bir madde ile ince bir kalker örtüden oluşur. Operkulumları bulunmayan bazı kara salyangozları kışın kabuklarının ağzını katılaşmış bir mukus tabakası ile örterler (Cockrum ve diğ., 1965; Çağlar, 1973; Barnes, 1974; Purchon, 1977; Demirsoy, 1998; İnan,2000; Anonim, 2003 f).

 

4. 2. Sindirim Sistemi

 

Ağız başın ön tarafında, bazen de dışarı uzatılabilen bir hortumun ucundadır. Bazı türlerde ağız boşluğunun tavanında orak şeklinde keratin bir çene bulunur. Ağız boşluğunun zemininde 1-4 adet kıkırdak parça ile desteklenmiş kaslı bir dil vardır. Dil üzeri radula (Şekil 4. 3) ile kaplıdır (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998). 

     

 

Şekil 4. 3. Çeşitli salyangoz türlerine ait radula çeşitleri (Demirsoy, 1998).

 

Yemek borusu dar ve uzundur. Arka ucu, oval şekilli ve iç yüzeyi birçok ince kıvrımlarla kaplı büyük bir kursağa açılır. Kursağın yanlarında bir çift büyük tükürük bezi uzanır. Tükürük kanalları yemek borusunun dorsal cidarından öne doğru ilerleyerek ağız boşluğunda son bulur. Kursağı, arkaya doğru uzanan bir yemek borusu takip eder. Mide U şeklinde ve kısmen hepatopankreas içine gömülmüş haldedir. Bazılarında, midyelerde olduğu gibi, midenin kör kese gibi bir çıkıntısı içinde sert bir çubuk (kristal çubuk) bulunur. Bazen de mide sivri uçlu kitin dişler, ya da kalker plaklar ihtiva edebilir.

Hepatopankreas iç organların yukarı kısmını tamamen dolduracak kadar büyük ve çok lopludur. Bağırsak oldukça dar bir boru şeklindedir. Bağırsaklar herbivorlarda uzun ve kıvrımlı, karnivorlarda kısa ve düz olur (Şekil 4. 4) (Cockrum ve diğ.,1965; Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998; Anonim, 2003 e).

 

Şekil 4. 4. Bir salyangozun iç organları ve sindirim sistemi (Demirsoy, 1998).

 

4. 3. Sinir Sistemi ve Duyu Organları

 

Görme, koku alma ve dokunma duyuları salyangozların tentaküllerinde olup, hepsi birbiriyle kaynaşmış  haldedir. İşitme duyuları körelmiştir. Sinir sisteminde sinir hücrelerinin belirli yerlerde toplanmasıyla çift halde çok  sayıda gangliyonlar meydana gelmiştir. Genellikle başta, yemek borusunun üzerinde bir çift cerebral gangliyon bulunur. Buradan ayrılarak arkaya doğru uzanan konnektifler, mediyan bir ya da bir çift visceral gangliyon da sonlanır. Bu konnektiflerin öne yakın yerlerinde bir çift pleural gangliyon  , arkaya yakın yerlerinde bir çift  parietal gangliyon vardır. Ayak da bir çift pedal gangliyon bulunur. Pedal gangliyonlar ayak sinirleri olup salyangozun hareket etmesini sağlar. Salyangozların değişik gruplarında sinir sisteminin yapısı birbirinden farklıdır (Şekil 4. 5) (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998).

 

 

 

 

Şekil 4. 5. Bazı  salyangoz türlerine ait sinir sisteminin görünüşü (Çağlar, 1973)

1.Ağız  , 2. Bukkal gangi, 3. Serebral gangi, 4. Pleural gangi, 5. Pedal gangi, 6. Parietal gangi, 7. Visceral gangi, 8. Ktenidiyum, 9. Osfradiyum, 10. Orta bağırsak bezi, 11. Anüs, 12. Boşaltım deliği, 13. Atriyum, 14. Ventrikül,  15. Manto boşluğu, 16. Göz tentakülleri, 17. Ön tentaküller, 18. Genital delik, 19. Hava solunum organı, 20. Gonad, 21. Perikard, 22. Böbrek,

 

 

 

4. 4. Dolaşım Sistemi

 

Kan  dolaşımı  genellikle salyangozların hepsinde aynıdır. Kalp diğer yumuşakçalarda olduğu gibi , sölomun ayrı bir kısmı olan perikart ile çevrilmiştir. Çoğunda bir ventrikül ile bir atriyumdan (Aspidobranchia’nın bazılarında bir ventrikülle iki atriyumdan) oluşur. Yeri ktenidiyumların önünde, yan tarafında ya da arkasında olabilir. Ventrikülden çıkan büyük bir aort, baş ve ayağa (arteria cephalica), diğeri de iç organlara (arteria visceralis) giden iki kola ayrılır (Şekil 4. 6). Bunlar, arter sisteminin esas damarlarını oluşturur ve ince dalları ile sinuslarda sonlanırlar.

Salyangozların kanı renksiz ve yapışkan olup pH 7-8 arasındadır. Kanları havayla temas ettiği zaman oksidasyonla mavi renk alır. Kanı pıhtılaşmaz. Kanın yoğunluğu sudan biraz ağırdır. Salyangozların  kanı vücut ağırlığının 1/5 –1/6’sı kadardır. Salyangozların kanı hemosiyanin pigmenti içerir (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998).

 

4. 5. Boşaltım Sistemi

               

Suda yaşayan salyangozlarda atık maddeler amonyak şeklinde atılır. Karasal salyangozlarda boşaltım ürünü ürik asit şeklindedir. Karada yaşayan salyangozlarda, manto duvarından meydana gelmiş bir üreter, atık maddelerin manto boşluğunun dışına akmasını sağlar (Şekil 4. 6). Böylece akciğerlerin kirlenmesi önlenmiş olur. Böbrek görevini gören bir çift nefridyum vardır. Sağ nefridyum, aynı zamanda eşey hücrelerini taşır ve birçoğunda sadece eşeysel kanal görevi yapacak şekilde değişikliğe uğrar. Buna karşın sol nefridyum boşaltım görevine devam eder. Boşaltım organı genellikle toplu bir yapılanma gösterir. Boşaltım organları, iç organların dorsal tarafında yer alan, bezli tüp ve kese şeklindedir. Bunlar  bir taraftan perikart boşluğu ile ilişki kurar, diğer taraftan da  ya doğrudan doğruya ya da bir üreter aracılığıyla  anüsün yanlarından manto boşluğuna açılırlar (Demirsoy, 1998).

 

4. 6. Solunum Sistemi

 

Salyangozlarda solunum organları biri sağda, diğeri solda olmak üzere manto boşluğunda bulunan bir çift ktenidiyumdur . Bazı türlerde sadece bir ktenidiyum bulunur. Bir kısmında  da ktenidiyumlar bulunmaz, bunların yerine dallı  veya kuş tüyü şeklinde solungaçlar vardır. Bu tip solungaçlar ya sırt tarafta dağılmış halde olur, ya anüsün etrafında  bir daire gibi sıralanır, yahut da manto kıvrımının altında iki sıra oluşturur. Karada  yaşayan bazı salyangoz türleri hava ile solunum  yapar. Bunlarda küçük  ve yuvarlak bir delikle dışarı açılan kapalı manto boşluğu, akciğer vazifesi görür.  Manto boşluğunun tavanını zengin bir damar ağı sarar. Manto boşluğuna giren hava  ile bu damarlardaki kan arasında gaz alışverişi sağlanır (Çağlar, 1973

 

 

 

 

 

 

Şekil 4.  6. Kara salyangozunda dolaşım sistemi, boşaltım sistemi ve iç organların yapısı (Barnes, 1974 ).

 

 

 

 

4. 7. Üreme Sistemi

           

Salyangozların bir kısmı ayrı eşeyli, bir kısmı da hermafrodittir. Ayrı eşeylilerde, iç organların dorsal tarafında yer alan, dallı bir tek gonad ile bir gonodukt bulunur. Gonodukt anüsün sağında manto boşluğuna açılır. Erkeklerde sperma kanalının nihayetlendiği yerde, içerisi silli, bir sperma oluğu başlar. Sperma bu oluk vasıtasıyla bir penise gider. Çoğunda sperma oluğu kapanarak bir kanal haline gelmiştir. Oviduktun uç kısmı vagina vazifesi görür. Ekseriya oviduktun üzerinde bir albumin bezi ve bir de sperma haznesi bulunur. Ayrı eşeylilerin bazılarında gonadların özel kanalları yoktur (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998).

            Hermafroditlerin üreme cihazı daha karmaşık bir yapı gösterir. Bunlarda tek bir hermafrodit bez (ovotestis) vardır. Bu bezin foliküllerinden bir kısmı yumurta, bir kısmı da sperma meydana getirir. Spermalar yumurtalardan daha önce olgunlaşır. Sperma genital delikten itibaren başlayan silli bir oluk vasıtasıyla kopulasyon organının ucuna kadar götürülür. Ophisthobranch’ların çoğunda  ve Pulmonat’larda başlangıçta müşterek olan hermafrodit kanal  belirli bir mesafeden sonra, biri sperma kanalı ve diğeri de yumurta kanalı olmak üzere,ikiye ayrılır. Bu iki kanal yan yana nihayetlenirler. Yalnız sperma kanalı penisin ucuna kadar devam eder. Pulmonat’ların genital organları birtakım yardımcı organlar bulundurur. Yumurta kanalının üzerinde daima bir albümin bezi ve bir de sperma haznesi vardır. Helicidlerin vaginası püskül şeklinde iki mukus bezi ve içerisinde kalker bir çubuk bulunan, bir kese ile bağlantılıdır (Şekil 4. 7). “Sevgi oku“ adı verilen bu kalker çubuk çiftleşme sırasında karşı eşe saplanarak onu tahrik eder. Sperma kanalının penise girdiği yerde de iplik şeklinde uzun bir flagellum vardır. Bu bezin salgılarıyla spermatoforlar oluşur (Çağlar, 1973; Demirsoy,1998; Anonim, 2003 g).

            Salyangozlardan yalnız Patella’ larda yumurtalar döllenmemiş halde bırakılır. Bunlar sonradan su içinde döllenirler. Diğer salyangozların hepsinde iç döllenme vardır. Hermafrodit salyangozların bazılarında döllenme karşılıklı olur; eşlerden biri erkek, diğeri dişi vazifesi görür (Çağlar, 1973).

            Kara salyangozları yumurtalarını toplu halde toprakta açtıkları oyuklar içine bırakırlar. Bu yumurtaların her biri büyük bir albümin kesesi ihtiva eder. Üzerleri az veya çok kalkerli, yuvarlak veya oval  bir kabukla örtülmüştür. Tatlı su salyangozlarında  da her yumurta bir albümin kitlesi ile, fakat daha ince ve şeffaf bir kabukla kaplıdır. Gelişme pulmonatada doğrudan doğruya olmakta, diğer türlerde ise metamorfoz ile gerçekleşmektedir  (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998; Anonim, 2003, b).

 

       

Şekil 4. 7. Helix sp.’nin  üreme sistemi (Russel ve Hunter, 1968).

1-7 : Eşini döllemek için spermanın aldığı yol

10-16 : Çiftleşmeden sonra eşlerin spermlerinin aldığı yol

20-25: Döllenen yumurtanın takip ettiği yol

               

5. SALYANGOZLARIN BESLENMESİ

           

Salyangozların büyük çoğunluğu herbivordur. Fakat yırtıcı olanlar, parazitik ve planktonik beslenenler de vardır. Salyangozlarda dört çeşit beslenme şekli vardır (Çağlar, 1973; Barnes, 1974).

 

Yırtıcı Olanlar: Birçok yüksek organizasyonlu salyangoz türleri predatör olarak beslenirler. Çoğu kez kabuk delen salyangozlar olarak bilinen özel bir grup salyangoz radulalarının törpüleme hareketiyle midyelerin kabuklarını delerek iç organlarını yerler. Radulanın delme işlemi, kalker çözen asitli salgıların çıkarılmasıyla  kolaylaştırılır. Karnivor olan bazı salyangoz türleri de küçük balıklar ve diğer su canlıları ile beslenirler. Canus türleri predatör oldukları için insanlar için tehlikeli olabilirler (Çağlar, 1973; Demirsoy, 1998).

Suda Asılı Maddelerle Beslenenler : Bazı salyangozlar suda asılı maddeleri yani su içindeki detritus ve planktonları alarak beslenirler. Bu salyangozların besinlerini alış tarzları ilginçtir. Manto boşluğundan geçen ve solungaçlardan süzülen suda bulunan besin parçacıkları solungaçlardaki mukus ile bir bant şeklinde birbirine bağlanır ve vücudun sağ üst kısmı üzerinde bulunan bir kanal aracılığıyla,

2420
0
0
Yorum Yaz